Resmin de belirttiği gibi, günlüğüme ilk defa
bir başlık atarak başlıyorum. Ama olsun her şeyin bir ilki vardır.
Neyse efenim buranın kaldırımları bir ilginç.
Hayır altından yapılmış değil,
Portekiz’dekiler gibi el işçiliği yok, yürürken ayakkabınızın altına tarih
yapışmıyor. Zaten ben de Roma’dayım ama
Piazza Venezia’nın göbeğinde ve ya Vatican’ın arka bahçesinde değilim. Oralara
göre biraz varoş kaçıyor benim oturduğum yer.
Oturduğum yerin bir özelliği de, tek
özelliğinin yaşam alanı oluşu. Dükkanlar ve mekanlar tamamen günlük yaşam
üzerine kurulu.
Bu yüzden turist yok yolunu kaybetmiş sırt
çantalı gezgin yok 21. Yüzyıl ozanı yok. Bir evin ardiyesi bir bakıma. Bu
yüzden kaldırımlara özen gösterilmemiş. “Özen gösterilmemiş kaldırım nasıl
olur?” mu dedi arka sıradaki kumral beyefendi? Zaten başkası sorsa şaşardım.
Neyse efenim açıklayayım
, özen gösterilmemiş
kaldırımın içinde taş olur. Küçük küçük keskin keskin de olmazlar tırnak
boyunda nazik taşlardır. Takılıp da düşmezsiniz, çok efendiler.
Taşı ve suyu bol, çimentosundan tasarruf etmek
için takım elbiseli adamların ve zaten küçücük olan apartman dairesini
kaybetmek istemeyen iş dünyasına yeni atılmış mühendis, mimar ve seçtiği bölüme
her gün lanet okuyan şehir planlamacılarının kafa yorduğu bu kaldırımlar,
yapılırken burakılan oşluklara dikilen ağaçları köklerinin gücüne dayanamayıp kırılıyor,
çatlıyor sonra bu çatlakların arasından otlar çıkıyor, kimisi de çiçek açıyor.
Detaylardaki güzellik bu olsa gerek.
Sonra köpek kakasına basıyorum çünkü okulumun
çevresinde oturan kimse köpeğinin arkasını toplamıyor. Duydunuz mu Viale Jonio
sakinleri size sesleniyorum!
bunu da böyle ekleyeyim dedim elimde olan bütün paar birimleri avrupanın başka biyerinden, herhalde euro kullanmanın en sevdiğim tarafı

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder