14 Ocak 2013 Pazartesi

bina temelleri

merhabalar efenim

burada 4. ayi bitirdim sanirsam besinciye girdim. durum raporuma basliyorum;

simdi bize 3. ayda mutsuz olacagmizi soylemelerine ragmen 3. ayda gulucukler sactigim icin inanmakta zorluk cektigim afs cizelgesine gore benim bir dususe gecmis olmam lazim. durust olmak gerekirse dusuyor olmak beni korkutmuyor, simdilik gunlerim sadece daha sakin, biraz daha yorgunum, ama hayir kesinlikle mutsuz degilim. mutsuz olmamam gokkusaklari kustugum anlamina da gelmiyor. durust olmam gerekirse dedigim gibi, dusuyor olmak degil, en dibi daha once gormus olmak beni endiselendiriyor.

sanirim bu noktada olan tek kisi ben degilim, cok afslilerle konusmuyorum ama konustuklarim da benimle ayni yaricaptalar gibi. mesela bir arkadasim yolun yarisini bitirdik demisti, ben de ona bir bina benzetmesi yapmistim. yarisi bitmis bina da birseye benzemez neden? cunku daha bir cukurdur. kendi tavsiyemi dinleme vaktim geldi, zaten dinlemesem ona saygisizlik etmis olurdum.

neyse onun disinda aileyle aram daha iyi, cunku dediklerini anlamanin uzerinde artik anlatmaya calistiklarini da anliyorum. dilin otesinde zihniyet olarak anlasabiliyoruz artik, gec oldu guc oldu ama oldu. bu yuzden acikcasi bu dususun o kadar derine inecegini sanmiyorum.

livia geldi yanima gecen gun, dedi ki senin artik bir soyadin daha var, o da battenti.


yeni yıl ile ilgisi olmayan bir yazı...

bu benim gecikmiş müze ve Napoli yazım... evet ben Napoli'ye gittim.

olsun böyle başlammamalıydım bu yazıya..

daha önce nonna anna ile müzeye gittim. müze yorumu yazım bu. önceden belirtmek isterim ki hayır kendimi eleştirmen ilan etmedim sadece defterime aldığım notları paylaşmak istiyorum. eğer UyurÇizer'in içindeki bu paylaşma isteğine kadar sebep sonuç ilişkilendirmesi yapmaya çalışırsak okur, sen de bezersin hayattan ben de. o yüzden bunu yapmayalım. git sen kendine bir çay koy ben de defteri bulayım.

madde madde giriyorum kur, tek parça haline getiremedim.

*  *  *  *  *  *  *  *
açılışı veriyorum; rönesans döneminin ve dinden etkilenmiş sanatçıların yoğunlukta olduğu bir sergiydi

  • dine olan minör antipatimden olsa gerek ki çoğu rönesans tablosunu duygusuz bulurum, bu kadar sabır, detay ve emek gerektiren işlerde surata bu kadar az detay koyulması, bütün suratların arayan değil de bakmış olmak için bakan huzur dolu ifadelerini anlayamam ben. 

(rape of the sabine women)

-ikinci maddeye görüntülü örnek ile başlıyorum. bu görüntü görme şansını elde etmiş olduğum bir tablonun fotoğrafıdır. 1627-29 yılları arasında yapılmış olan tablo ışık ve teknik açısından fevkaladenin fevkinde ama nedense kadınların suratında kaçırılıyor ifadesi yok. açıkçası bunu biraz tablonun arkasındaki hikaye de açıklayabilir.
nonna annanın anlattığına göre resimdeki askerlerin bu kadınları kaçırma sebebi eşleri olmamalarından kaynaklanıyormuş. yani kısacası eskiden insanlar köyde eş bulamayınca yan köylerden kadın kaçırıyorlarmış. benim suratımdaki ifadenin üzerine nonna anna savunmaya girişti efenim bu kadınlar hiç yerlerini yadırgamamışlar begunyalar gibi boyunlarını bükmemişler hemen yerleşmişler oraya. türk ermeni gururumuz yüzünden ışık hızında kendisi ile empati kurabildiğim nonna annayı fazla sıkıştırmadım  ve gezmeye devam ettim...

-Carlo Saraceni. hani kocman müzelerde tabloları arkaplan doldurmak için kullanılan sanatçılar olur ya, maalesef kendisi onalrdan ama hayatım boyunca kumaşı bu kadar güzel resmedebilmiş birini görmedim. hayır efenim detay ve renklerle doğallıktan uzaklaştırmıyor kumaşı, atmosfer ile bütünlük içinde kullanıyor kanımca. vaktiniz olursa çalışmalarına bakmanızı öneririm.

§  §  §  §  §  §  §  §  §  §  §  §  §  §  §  §  §  §

normalde yaptigimdan farkli bir sey yaptim okur, buraya kadar benimle geldigin icin tesekkurler =))