5 Aralık 2012 Çarşamba

ucuncu aya uc kalmisken uc ulkucu ulkesinin ustunde yuksuk kulanmayanlari ayiplarken...

ben bu yaziyi basliktan dolayi biraz beklettim ama olsun, hepsi bir arada kocaman bir yazi olacak gibi bu umarim.

basliyorum efenim, burada uc ay olmasina ramak kala isler benim icin degismeye basladi, bir kere Natale kutlama hazirliklariyla ugraslan bu donemde genel bir nese hakim, belki bana oyle geliyor ama insanlarin daha az gergin oldugunu dusunuyorm. bir de kasimin gelmesi cok buyuk olay ediliyor neden anlamadim... bir arkadasima da demisim zamaninda, ben kasim ayini sevemedim. nefret etmiyorum ama sevemedim ne yaparsiniz sayin seyirciler gonul armadi. eylulun yazilisini severim de ekim ayi baskadir benim icin.
neden? cunku kimse ekimi sevmez. eylul yazin bitisidir, sirin kazaklarin ciktigi aydir okullar baslar arkadaslarini gorursu falan... kasim da kisa daha yakindir, kis tatili ve yeni yil hayalleri kurmaya baslarsin ama ekim ortanca aydir. kimse sevmez ekimi ama ben severim, cunku onun sevilmeye ihtiyaci var.

mesela cok star wars bilgim olmasa da, en iyi arkadasim gibi replikleri ezberlememis olsam da, storm trooperlar'i ayri bir severim. bunu danismanima soyledigimde "ama onlarin hepsi klon degil mi ben senin kadar.... (burada senanin beyninin ceviri odasinda yangin cikar, kaygiya gerek yok ekiplerimiz yolda) senin kadar bireye onem veren biinin klonlari sevmesi beni sasirtti" demisti bana. asil bireye onem verdigim icin seviyorum ya zaten, onlari kimse sevmiyor ben seviyorum. hangi filmde oldugunu hatirlamiyorum ama kafasini carpan storm trooper'in yeri cok ayri bende, evlat edinmek istiyorum o derece.

hayat nasil gidiyor derseniz trapezden bana hayir yokmus bunu ogrendim, kollarim spagetti gibi, sofraya salata kasesi tasirken zorlaniyorum, kendimi zor cekerim o ipten yukari. baska alanlara yoneliyorum, hos oluyor sanat cok dusunuyorum, stop motion ile ilgili bir ilan gordum onceki gun, cok denemek istiyorum...

                                                                           § § § §

bir de cizim eklemek istedim buraya, cok huyum degildir normalde ama gordugum seyi baska sekilde anlatabilecegimi sanmiyorum, soyleyince cok basit birsey, yemek yiyen bir adam kendisi sadece.

hikayeyi basa sariyorum ki size havayi verebileyim.

sabah evden ciktigimda korkunc bir yagmur vardi ve ben vucuduyla barisik olmayi basaramamis bir ergen olarak giydigim sort ve corap yuzunden bir pismanlik duymaya baslamistim ki bunu dusunmeye vaktimin olmadigini cunku semsiyemi acmayi unutmus oldugumu fark ettim. kaybetmis oldugum telefonumun eksikligi uzun ve yanliz yurumecenin sonunda sadece bir can sikintisndan fazla olmustu artik, neyse dedim daha kotu de olabilirdi, mala gelsin cana gelmesin.

kiz kardesimin bilgisayarima yukledigi bir sarki var, actim onu ve biraz biraz anlamanin bana gurur verdigi sarki sozleri hakkinda dusunmeye basladim.

nezle olmus sira arkadasimin yoklugu ile monotonluk kusan bir okul gununden sonra son hiz eve kostum, firtina yuzunden iptal oldugunu bilmedigi bir bulusmaya hazirlanmak icin. eve geldigimde Nonna Anna'nin evde oldugunu gormek beni sasirtti, "sana mektup var" dedi "di Turchia" zaten ne zaman agmur yagsa bana mektup gelir, butun mektuplarim islak bu yuzden. burada baska bir degisim ogrencisi var, tayland'li onunla bulusup gidiyoruz hep, babasi evi arayi beni alacagini soyledi, allah, buddha, tanri, ra kim varsa tesekkur ettim. otobuse nazaran cok hizli olan bir araba yolculugunun sonunda semsiye tanimayan yagmurun altinda 37 dk erken gelmistik derse. biryere girip tatli yemeye ve bir seyler icmeye karar verdik, ben tiramisu yedim ve cay ictim o da sicak cikolata icip cikolatali kek yedi. bu kizdaki cikolata yeme potansiyeli zaten kimsede yok. Neyse efendim, yerleri ve duvarlarinin yarisi fayans, masalari ve tezgahlari koyu ahsap olan barda (bu arada bar dedigime bakmayin burada "bar" olarak gecen yerler pub degil, aksamustu cayi yeri) oturduk, yanimizdaki masaya de bir adam oturdu, kucuk boy bira brokoli, tavuk ve pasta (makarna) soyledi. sol eli ile ceketinin on cebinden cikarttigi krem rengi mendili gogsunun ustune yerlestirip yemeye basladi. turuncu ipek kravatinin yaninda oldugundan da daha eksi gorunen mendil bu adama bir nezaket katti nedendir bilemem

§ § § §

gunluk hayata, teomaninki kadar hizli olmasa da, hizli bir gecis yapiyorum, genel olarak bir ucuncu ay ozetidir bu son bolum. hayat cok daha duzene girdi benim icin, hatta surekli tahtaya vuruyorum o derece. cebimden telefonum dustu simdilik tek sorunum o ama bu gun gidip yenisini alacagim. oyle bakmayin bana butun degisim ogrencilerinin basina geliyor bunlar. bir brezilyali cuzdanini caldirdi bir avusturyali da kaybetti. ayrica bir rus pasaportunu kampin otelnde unuttu o da cabasi. simdilik okul bilgisayarindan sadece yazilari yayinliyorum, en yakin zamanda olur da ilgilenen cikar diye fotograf da ekleyecegim. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder