13 Kasım 2012 Salı

2. ay yazisi...

Bu cok klise baslikli yaziya turkce karakter yoksunlugundan dolayi bir kere daha ozur dileyerek basliyorum..

Buraya geleli iki ay ve uc gun oldu... Simdi iki acidan dusunuldugunde cok farkli iki zaman kavrami kapilarina cikabiliyor bu iki ay. Sadece iki ay gecmis diyebiliyorum mesela bazen, yaklasik alti hafta, eskiden iki ay neydi iki? belki iki sinav haftasi. Bundan 4 tane daha gidicem ve biticek, boyle dort tane daha. Aslinda cok kalmamis diyorum. Sonra yasadiklarim ve yaptiklarim acisindan dusunuyorum. Kac kere aile ozlemiyle agladigimi, kac kere oryantasyon kampi sonunda turk ve yabanci degisim ogrencilerine ailemdemislercesine baglandigimi, sadece en iyi arkadasimin anlayacagi ses ve hareketler yapisimin sonucunda garip bakislara maruz kaldigimi, bir sinif arkadasimla italyanca bir konusma surdurdukten sonraki kisa gurur anlarimi, yeni bir yemek tatmis olmanin verdigi cocuksu gulumsemelerimi dusunuyorum. Iki ay o kadar da kisa degilmis meger ki.


Etrafimda olanlari daha iyi kavriyorum artik. Kafamda kendime karsi daha katiyim, ben gitmeden once espirisini yapardik ya aile senden bulasik yikamani isterse diye. Cok espirilik hali kalmadi haftada iki kere bulasik yikiyorum aksamlari bunun ustune her oglen herkes kendi tabagini yikiyor iyilik olsun diye kardesleriminkini de yikiyorum bazen. Haftada iki kere mutfagin yerlerini siliyorum, Nonna Anna'nin gelip bize ogle yemegi yaptigi ve sonrasinda tiyatroya gittigim carsamba gunlerim bos. Haftanin geri kalan iki gununde de sofrayi kurup kaldiriyorum. Programli olaylarin disinda evde kimin kolayina gelirse camasir as indir islemini yapiyor, ki bu genelde kucuk kardesim ve ben oluyoruz. Bunlarin hicbiri bana batmiyor ama, halimden memnunum.

Basta birbirimize daha soguktuk ama host kardeslerimle daha yakiniz, zaman meselesiymis.

Onu bunu gectim, ben biraz gec de olsa anladim ki bunlarin cogu keyif alma meselesi degil. Bu insanlar beni evine aldi, besliyor sevsem de yapilacak sevmesem de. O yuzden seversem herkes icin degil benim icin cok daha karli olacak.

Gun icinde, cogunlukla dil bariyeri yuzunden, dunyadan kopup hayal dunyasina daldigim oluyor. Fazla felsefik dusunuyorum, insanlik ne kadar yol kat etmis bu tabagin burada olmasi bile bir mucize renginde yerlere gidiyorum. Bu cok da saglikli degilmis. Bu kopukluklarimdan danismanima bahsedince bana kultur soku yasadigimi ve bunu en azindan farketmis olmamin cok hos oldugunu soyledi. Zor oldugunu bildigini ama bulundugum bulutlardan yeryuzune bir merdiven atmam gerektigini soyledi.

Zaten bir soy vardi ne demisler; "if you can, you can. if you have to you have to." "eger yapabilirsen yapabilirsin, yapmak zorundaysan zorundasin"

1 yorum:

  1. Kuzu, daha minnaciksin ama kocaman seyler yazmissin... Herkes burada seni cok ozluyor ama yasadiklarinin sana katacagi seyleri dusunmek biraz da olsa iclerini rahatlatiyor. Ailenin, senin icin gosterdikleri bu ozveri gercekten az rastlanir. Birbirinize sahip oldugunuz icin cok sanslisiniz. Seni cok opuyorum! :)

    YanıtlaSil